GAPS Beslenme Protokolü Nedir ?

Dr. Natasha Campbell-McBride Kimdir?

Nöroloji ve

Beslenme alanında uzmanlaşmış bir tıp doktorudur. Oğluna otistik tanısı

konulduğu zaman; yoğun araştırmaları sonucunda; otizmin, hasarlı bağırsak

duvarı ve bozuk bağırsak florası nedeniyle beynin toksinleşmesi sonucunda

ortaya çıktığını öğrenir. Geliştirmiş olduğu doğal bir tedavi yöntemiyle

oğlunun bağırsak florasını tedavi ederek, otizmini de TAMAMEN iyileştirir.

Ardından,

İngiltere’de Sheffield University’ de “İnsan Beslenmesi” alanında da

uzmanlaşır. ​2000 yılında, Cambridge’de açtığı kliniğinde psikolojik /

psikiyatrik hastalığı olan yüzlerce hastayı, otistik oğlunu iyileştirmek için

geliştirdiği doğal tedavi yöntemiyle iyileştirir. Zamanla, geliştirdiği bu

doğal tedavi “GAPS Beslenme Protokolü”, psikolojik sendromlu hastaları da “GAPS

Hastaları” olarak adlandırılır.

2004 yılında,

yazdığı ilk kitabı olan 'GAPS Gut and Psychology Syndrome' (GAPS Bağırsak ve

Psikoloji Sendromu) adlı tedavi kitabı yayınlanır. Bu kitap 12 dile

çevrilir,  satış rakamı 500.000’ leri

geçer… Dünyanın her yanından binlerce GAPS hastası (Otizm, Şizofreni, Epilepsi,

Depresyon, Disleksi, Dispraksi, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite) bu kitaptaki

tedavi adımlarını uygulayarak TAMAMEN iyileşir.

GAPS Beslenme Protokolü Nedir?

İnce bağırsaktaki

bakteri dengesini sağlayarak disbiyozisi giderir, bağırsak duvarındaki hasarı

iyileştirerek bağırsak geçirgenliğini ​(leaky gut syndrome) engeller. Bu sonuca

bağlı olarak; psikoloji sendromlarını ve psikiyatrik hastalıkları, fizyoloji

sendromlarını ve otoimmün sistem hastalıklarını kalıcı ve kökten iyileştirir.

GAPS Diyetinde Besin

Desteği Olarak Kullanılan Yağlar

Besin desteği olarak kullanılan yağlara

geçmeden önce, yağların önemi hakkında kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. (Lütfen GAPS kitabının 259-282 sayfalarını

okuyunuz.)

 

Yağlar GAPS diyetinin çok önemli bir

parçasıdır. Bugüne kadar yağ fobisiyle yaşayan bizler için, yağları diyetimize

rahatça sokmak, hele doymuş yağlara hayvansal yağlara yer vermek radikal bir

değişiklik oluyor. Yağlar son derece önemli. Neden? Vücudumuzun temel yapı taşı

olması yanında, bazı vitaminlerden yararlanabilmemiz için mutlaka yağda çözünmeleri

gerekiyor;  A, D, E, K vitaminleri gibi. İnsan

beyninin yaklaşık % 60’ı yağdan oluşuyor, her bir hücrenin zarı ve hücrelerin

içindeki her bir organel yağdan meydana gelir. Pek çok hormon, nörotransmitter

ve vücuttaki diğer aktif maddeler yağdan oluşur.

Kaliteli doğal

yağların GAPS hastaları için önemli bir faydası daha var: Safra üretimini

artırırlar; safra salgılanması karaciğerin toksinlerden kurtulma yoludur.

Karaciğerin kendisini süzmesine düzenli olarak fırsat yaratmak, hastanın daha

çabuk biçimde toksinlerden kurtulmasını sağlar.  

Yağlar önemli? Ama hangi yağlar? GAPS hastaları için

en önemli ve her gün tüketilmesi gereken, toplam yağ tüketiminin de büyük

kısmını oluşturan yağ türü hayvansal yağlardır: taze etlerin

yağları (kuzu, dana, tavuk, ördek, kaz vb.), süt ürünü yağları (tereyağı, krema

ve sade yağ) ve yumurta sarısındaki yağ. Hayvansal yağların damar tıkanıklığı,

kalp hastalıkları ve kanserle bir ilgisi yoktur. İnsan fizyolojisi bu yağlara

ihtiyaç duyar ve bu yağları her gün tüketmemiz önemlidir. Hayvansal yağlarda,

anne sütü de dahil sadece doymuş yağ asitleri değil, çoklu doymamış ve tekli

doymamış yağ asitleri bulunur. Vücudumuz doymuş yağlar da dahil olmak üzere her

parçasını kullanır. Bu konuyla ilgili GAPS Kitabında detaylı olarak yer

verilmiştir.

GAPS

beslenmesinde işlenmiş yağların, margarinlerin, rafine edilmiş bitkisel

yağların, hamur işleri yapımında kullanılan hidrojenize yağların asla

yeri yoktur. Bu yağları sadece GAPS hastaları değil, hiç kimsenin

tüketmemesi gerekir. Ne yazık ki, en çok çocukların tükettiği market

ürünlerinin yapımında, mutlaka kaçınmamız gereken işlenmiş yağlar kullanılır.

Basınç, çeşitli kimyasallar kullanılarak doğal tohumların içindeki narin yağ

asitlerinin kimyasal yapısını değiştirir ve doğal olmayan zararlı yağ asidi

elde edilir. Trans yağ adı verilen bu grup, bağışıklık sistemine ve pek çok farklı

fonksiyonuna zarar vermesi yanında; diyabet, damar tıkanıklığı, kanser,

nörolojik ve psikiyatrik hastalıklarda ciddi rol oynarlar.

Bitkilerden,

özellikle tohumlardan elde edilen yağlar ısıl işlemlerden geçmeden, Soğuk Pres (Cold Press) yöntemiyle, ağır metal, pestisit, peroksit testleri yapılarak ve

katkı maddeleri kullanılmadan üretilmelidir. Beslenmemizin temelini doğal

hayvansal yağlar oluştururken, kaliteli tohum veya kabuklu yemişlerin yağları hem

yemek yapımında, hem de besin desteği olarak mutlaka kullanılmalıdır.

GAPS’lı çocuklar

ve yetişkinler için önerilen bitkisel yağların en önemlilerine aşağıda yer

verilmiştir. Hindistan cevizi yağı, Soğuk Pres zeytinyağı dışındaki yağlar; en

sağlıklı koşullarda ve Soğuk Pres yöntemiyle elde

edilmiş olsa da, mutlaka GAPS Danışmanınız reçete etmelidir.

Hindistan Cevizi Yağı: Zengin bir doymuş yağ kaynağıdır. İçerdiği Orta Zincirli yağ asitleri (MCT) nedeniyle beyin

hücreleri için besin kaynağıdır. Bir Hindistan cevizi yağındaki MCT oranı ne kadar

yüksek ise beyin hücrelerinin besin kaynağı o kadar yüksek olacaktır. O nedenle

Hindistan cevizi yağı tercih ederken MCT oranlarına dikkat edilmelidir. Hindistan

cevizi diğer besinsel faktörlerin yanında doğal bir antifungal, anti-bakteriyel

ve anti-viral madde kaynağıdır. Soru; ”ne şekilde tüketilmesi?” gerektiğidir.

Taze, Soğuk Pres Hindistan cevizi yağı, lezzetinin yanında bu doymuş yağ,

vitaminler, mineraller, E vitamini, tokotrienol, karoten ve diğer mikro

besinler yönünden zengindir. Doymuş yağ içerdiği ve ısıya karşı sabit kaldığı

için pişirme yağı olarak da kullanılır. Ayrıca haricen (cilt üzerine)

kullanıldığı zaman iyi bir nemlendiricidir. Gebelikte hamilelik çatlaklarının

önlenmesinde, emzirme döneminde mem başı çatlaklarının önlenmesinde (silmeye

gerek kalmadan) güvenle kullanılabilir. Soğuk Pres yöntemiyle, 0 doğal

olarak elde edilen Hindistan cevizi yağı tercih edilmelidir.

Natürel

Sızma Zeytinyağı: Zeytinyağı,

Akdeniz ülkelerinde yüzyıllardır sağlık verici özelliğiyle kullanılan bir

besindir. Sayısız fizyolojik faydaları arasında beyin hücrelerinin

olgunlaşmasını sağlar ve fonksiyonlarını güçlendirir. Mükemmel bir oleik asit

(Omega 9) kaynağı olmasına rağmen, zeytinyağının sağlık veren özelliklerinin

çoğu ikincil elementlerden kaynaklanır. İkincil derecede bileşenleri; beta

karoten, E vitamini, klorofil, skualen, fitosteroller, triterpen maddeler,

polifenoller ve daha birçok elementtir. Isı, ikincil bileşenlerini öldürüp

doymamış yağ asitlerini zararlı trans yağ asitlerine çevireceğinden, yemekleri

pişirirken kullanmamanız iyi olur. Yemek piştikten sonra ilave edilmelidir. Soğuk

Pres yöntemiyle 0 doğal olarak elde edilmiş natürel sızma zeytinyağı tercih

edilmelidir.

 

Mutfağımızda yaygın olarak kullanılan;

ayçiçeği, mısır, fındık yağı eğer Soğuk Pres yöntemiyle elde ediliyorsa, zeytinyağı

gibi piştikten sonra yemeklerde ve salatalarda kullanılabilir.

 

Zeytinyağı haricen cildi temizlemek

için ve bebeklerde oluşan pişiklerde kullanılabilir.

 

Çörek Otu Yağı: Çörek otu (Nigella sativa) tohumu yağı esansiyel

(temel) yağ asitleri içeriği açısından zengindir. Antioksidan özelliği

nedeniyle bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine ve ayrıca bazı kan lipid (yağ)

seviyelerinin düzenlenmesine ve alerjik rinit tedavisinde yardımcı olarak

kullanılır. Bağışıklık sistemini destekler. Soğuk Pres yöntemiyle, 0 doğal

olarak elde edilmiş çörek otu yağı tercih edilmelidir.

Keten Tohumu Yağı: Keten tohumu yağı, Omega 3 yağ asidi

olan ALA (Alfa Linolenik Asit) açısından zengin bir kaynaktır. İçerdiği Omega 3

yağ asitine bağlı olarak kalp sağlığını korumaya yardımcı, dolaşım sistemini

destekleyici özellikleri vardır. İnflamasyonu gidermeye yardımcı olan keten

tohumu yağı, ayrıca kalsiyum emilimini artırarak kemik sağlığını korumaya da

destek olur. Ayrıca keten tohumu yağı, balık yağı tüketemeyen yetişkinler için

iyi bir bitkisel Omega 3 desteği sağlar ve zihinsel gelişimi destekler. Yüksek

dozlarda verildiğinde kabızlığın giderilmesine destek olur. Sıvı formu

açıldıktan sonra mutlaka buzdolabında saklanmalıdır. Soğuk Pres yöntemiyle,

0 doğal olarak elde edilmiş keten tohumu yağı tercih edilmelidir.

Ceviz Yağı: Bitkisel Omega 3 yağ asidi olan ALA

(Alfa Linoleik Asit) yönünden zengin bir kaynaktır. Özellikle balık yağı

kullanamayan çocuklarda, balık yağına alternatif Omega 3 kaynağı olarak tercih

edilebilir. Soğuk Pres yöntemiyle, 0 doğal elde edilmiş ceviz yağı tercih

edilmelidir.

Kabak Çekirdeği Yağı: Kabak çekirdeği yağı, vücudumuz için

gerekli esansiyel yağ asitlerini içermektedir. Yapısında özel steroller ve E

vitamini bulunmaktadır. Kabak çekirdeği yağının prostat sorunlarının

azaltılmasında yardımcı olduğu birçok araştırma ile gösterilmiştir. Ayrıca; bağırsakları

yumuşatıcı özelliği bulunur ve bağırsaklar da buluna kurt ve tenyaların

düşürülmesinde fayda sağlar. Soğuk Pres yöntemiyle 0 doğal olarak elde

edilmiş kabak çekirdeği yağı tercih edilmelidir.

Kişniş Yağı: ​Kişniş yağı tekli doymamış yağ

asitlerinden olan petroselinik asit içeriği açısından zengin, değerli bir

yağdır. Çalışmalarda kişniş yağının anksiyete (kaygı), konvülsiyon (istem dışı

şiddetli kas kasılması) gibi rahatsızlıklarda etkili olabileceği

gösterilmiştir. Ayrıca kişniş yağının sedatif (uyku verici) özelliği

bulunabileceği bilimsel yayınlarda yer almaktadır. Geleneksel olarak gaz,

bulantı, şişkinlik ve mide spazmı gibi gastrointestinal rahatsızlıklarda ve

iştah artırmak amacıyla da kullanılabileceği bilinmektedir. Kişniş yağının

Alzheimer hastalığında kullanılabileceğini ve yüksek antioksidan içeriği ile

hepatoprotektif (karaciğer sağlığını koruyucu) özellikleri olabileceği

çalışmalarda belirtilmiştir. Kişniş yağı haricen ise antifungal ve

antibakteriyel etkileri tinea pedis (ayak mantarı) gibi mantar

enfeksiyonlarında ve enflamatuvar deri hastalıklarında kullanılabilmektedir. Ayrıca

GAPS Doktoru gözetiminde ağır metal şelasyonu için kullanılabilmektedir. Soğuk

Pres yöntemiyle 0 doğal olarak elde edilmiş kişniş yağı tercih edilmelidir.

Rezene Yağı: Rezene çok eski medeniyetlerde dahi

kendine yer bulmuş geleneksel bitkisel tıbbi bir üründür. Soğuk Pres rezene

yağının yapılan çalışmalarda düz kaslar üzerine olan etkileri ile menstrüel

ağrılarda (adet ağrılarında) tedaviye destek olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca

soğuk algınlığı gibi üst solunum yolları rahatsızlıklarında da tedaviye destek

olarak kullanılabilmektedir. Antispazmodik (spazm giderici) etkileri ile de

şişkinlik ve gaz gibi rahatsızlıklarda tedaviye eklenebilir. Yapılan

çalışmalarda Soğuk Pres rezene yağının antihelmintik (parazit düşürücü)

özelliklerinden dolayı kullanılabileceği de aktarılmıştır. Rezene yağının

insanlarda patojenik olarak etki gösteren bakteri ve mantarların gelişmesini

engelleyici özellikleriyle de antimikrobiyal etkinliği olabileceği

belirtilmiştir. Soğuk Pres yöntemiyle 0 doğal olarak elde edilmiş rezene

yağı tercih edilmelidir.

Anason yağı: Gaz ve şişkinlik şikayetlerine yardımcı

olmak üzere GAPS tedavisine, doktor tavsiyesi ile, eklenebilir. Soğuk Pres

yöntemiyle 0 doğal olarak elde edilmiş anason yağı tercih edilmelidir.

Çuha Çiçeği Yağı: Çuha çiçeği yağı, çeşitli terapötik

özelliklere sahip olup esansiyel (dışarıdan alınması gereken) yağ asitlerince

zengindir. Ayrıca, anti-inflamatuar bir ajan olarak da kullanılabilir ve

otoimmün hastalıklarla ilgili sorunları tedavi etmek için de fayda sağlar. Metabolik

fonksiyonu artırmaya yardımcı olur. Hormonların düzenlenmesini kontrol etmeye

ve uygun hücre büyümesini yönetmeye yardımcı olurlar.

Antep Fıstığı Yağı: Güçlü bir antioksidandır.

Parainfluenza (nezle virüsü) ve Helikobakter Pilori (midede yerleşen, ülsere

neden olan bakteri) tedavilerine destek olarak kullanılmaktadır. Soğuk Pres

yöntemiyle 0 doğal olarak elde edilmiş Antep fıstığı yağı tercih

edilmelidir.

Susam Yağı: Yüksek oranda vitamin E içerdiğinden

dolayı iyi bir antioksidandır. Dıştan cilde uygulandığında güneşin zararlı

ışınlarından koruyucu bir yağ olarak görev yapmaktadır. Soğuk Pres yöntemiyle

0 doğal olarak elde edilmiş susam yağı tercih edilmelidir.

Isırgan Tohumu Yağı: İçerdiği Alfa Hidroksi Asit nedniyle

cilt hücrelerini yeniler, bağ dokusunu güçlendirir. GAPS Tedavisi alan, egzama

rahatsızlığı olan hastalarda cilt ve saçlı deriye doğrudan uygulanmak yolu ile

semptomlara destek olarak kullanılabilir. Soğuk Pres yöntemiyle 0 doğal

olarak elde edilmiş ısırgan tohumu yağı tercih edilmelidir.

Bitki

tohumlarından elde edilen yağların mutlaka Soğuk Pres ile elde edilmiş

olmalarının yanı sıra organik olmaları, pestisit (böcek ilacı) ve toksik metal

taşımamaları gerekir. Bu yağların oksijen ile teması sonucunda oluşan peroksit

düzeyleri kontrol altında olmalıdır. Aktarlardan, pazarlardan alınan yağların

elde edildiği bitkilerin yetiştiği toprakları ve ortamları bilemeyiz. En önemli

kriterler; mutlaka organik sertifikalı olmaları ve ağır metal, pestisit,

peroksit analizlerinin yapılmış olmasıdır.

Her GAPS

Kitabını alan ve GAPS tedavi protokolünü uygulayan herkesin, panik içinde

sorduğu soru şudur: Biz bu ürünleri nereden alacağız? Siz ne kullanıyorsunuz? Bizler

de diyete başladığımızda hep bu sorularla yola çıktık. Ama şimdi neyi nereden

alacağımızı biliyor ve güvenerek önerilerde bulunabiliyoruz. Doğal besin

desteklerine ve doğal yağlara ulaşmak isteyenlere, güvenerek Zade

Vital ürünlerini önerebiliyoruz.  www.zadevital.com

sitesinden daha detaylı bilgi edinebilir, info@zadevital.com.tr

adresine e-posta göndererek Zade Vital uzmanlarına soru sorabilir ve Zade Vital

serisinden ihtiyaç duyduğunuz yağları ve doğal besin desteklerini eczanelerden

temin edebilirsiniz.  

Size neden Zade Vital 0 doğal Soğuk

Pres yağlarını ve besin desteklerini öneriyoruz?

Besin

destekleri alanında güvenilir ürünler sunmak hedefiyle, 2000’li yıllarda Ar-Ge

çalışmalarına başlayan Zade Vital, Ege Üniversitesi İlaç Geliştirme ve

Farmakokinetik Araştırma Uygulama Merkezi ARGEFAR ile işbirliği içinde geliştirilmektedir.

Zade Tesisleri alanında 17 farklı kalite ve sistem belgesiyle alanında ilk ve

tek olma özelliğini korumaktadır. Zade Vital ürünlerinin hammaddesi olarak kullanılan

bitki, tohum ve meyveler İyi Tarım Uygulamaları (GAP-Good Agricultural Practices)

kapsamında yetiştirilmekte, üretimin her aşamasında ağır metal, pestisit ve

peroksit analizleri yapılmaktadır. Tüm Zade Vital ürünleri, Zade Vital İlaç

Üretim Tesisleri’nde Uluslararası GMP (Good Manufacturing Practices/İyi Üretim

Uygulamaları) standartlarında üretilmektedir. Alanında dünyanın en zengin Soğuk

Pres bitkisel ürün çeşitliliğine sahip Zade Vital, 130 farklı ürün ve 537

farklı formla yaşamın her anında güvenli sağlık desteklerini sizlerle buluşturmaktadır.

Zade Vital dünyada ve Türkiye’de ilk kez bazı geleneksel bitkisel tıbbi

ürünlerin Sağlık Bakanlığı beşeri tıbbi ürün ruhsatı alma başarısını da elde

etmiştir. Zade Vital, 2 Ar-Ge merkezi ile, toplum sağlığına katkı sağlayacak ürünler

geliştirmeye devam etmektedir. Zade & Zade Vital İbn-i Sina Ar-Ge Merkezi,

destekleyici ürünler alanında Türkiye’nin ilk Ar-Ge Merkezi konumunda bulunmaktadır.

Selçuk Üniversitesi ve Ege Üniversitesi ile işbirliği içinde geliştirilen Doğal

Ürünler Araştırma Uygulama Merkezi DÜAMER bünyesinde ise ülkemizde yetişen

yağlı tohum bitkilerinden besin desteği ve doğal ilaç çalışmaları gerçekleştirilmektedir.

Zade Vital bu çalışmalarının sonucu, biyoyararlanımı 185 kat artırılmış

zerdeçal ve buzdolabında saklanmasına gerek olmayan arı sütü gibi yenilikçi

ürünlerle sağlığımızda fark yaratmaya devam etmektedir.